Preimplantasyon Genetik Tanı  (PGD)

Preimplantasyon Genetik Screening (PGS)  

Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (CGH) – Kapsamlı Kromozom Taraması                

Array – Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (a-CGH) 

Yeni Nesil Genetik Tarama - Dizileme  Next Generation Sequencing (NGS)

Preimplantation genetic testing is a technique used to detect abnormal genetic conditions in embryos at a very early stage of development before embryo transfer.

Yakın zamanda muayeneye gelen bir hastamın örneğinde bu konuyu ayrıntılandırmaya çalışayım.

Hastam 40 yaşında ve yeni evlenmiş.  Eşinin 3 milyon civarında çok düşük bir sperm değeri vardı. Bu nedenlerle gittiği kadın doğum uzmanı, reprodüktif endokrin ve tüp bebek uzmanı bir doktora gitmesini önermiş.  Hastam; gelişecek embryolarının rahime transfer edilmeden önce genetik test yapılmasının, düşük olması ve Down sendromu gibi doğumsal kusur gelişmesi olasılığını anlamlı olarak azalttığını öğrenmiş. Tüp bebek uygulamalarında yaptığımız genetik testler konusunda ayrıntı ve bu testlerin ne zaman yapılması konusundaki düşüncelerimi öğrenmek istedi.

Bu fırsattan yararlanarak tüp bebek tedavilerinde uyguladığımız preimplantasyon genetik tanı yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgi vermek istiyorum:

Kadın yaşının ileri olması ve erkeğin  ciddi erkek faktörü olarak değerlendirilebilecek sperm özellikleri, gebelik şansını bariz azaltan problemlerdir. Maalesef 40-44 yaş aralığındaki hastalarımızdan elde ettiğimiz yumurtalar % 50-100 gibi değişkenlik gösteren oranlarda genetik anormallik gösterebiliyor.  Tüm bu durumlar, görülen düşük ve doğan bebeklerdeki doğumsal anormalliklerin de asıl nedenleridir. Onun için ; yumurta ve gelişecek embryo kalitesinin  denetlenebilmesi ve  en sağlıklı görünen  embryoların rahime transferi  olanağını veren  tüp bebek tedavisi, kırklı yaşlarda sağlıklı bir gebeliğe ulaşılmasında en iyi seçenek olarak görünmektedir.

Tüp bebek uygulamalarında standart olarak yaptığımız embryo incelemeleri sonucu; morfolojik  olarak kaliteli ve normal görünen, gelişmesi normal olarak ilerleyen embryoların, kromozomlarının da yapısal ve sayısal anlamda genetik olarak normal olduğunu söyleyemiyoruz. İşte Preimplantasyon Genetik Screening - Tarama (PGS) ile, embryolardaki bu yapısal ve sayısal anormallikleri saptayarak, selektif olarak normal olan embryoları seçip transfer etmemiz mümkün olabiliyor.  PGS ile düşük ve genetik kökenli doğumsal kusur riski azaltılabilmekte.  Ayrıca yapılan çalışmalarda, normalde verilmesi planlanan embryo sayısından daha fazla sayıda PGS uygulanmış embryo transfer edilirse, gebelik oranlarında da hafif bir artış sağlanabileceği saptanmış.

Anlattığım bu teknoloji 1990’ lı yılların başlarında geliştirildi. Mikroskop altında, 3. güne ulaşmış embryodan genellikle tek bir hücre alınması temeline dayanan bu uygulamada, 3. gündeki normal bir embryo 5-8 hücreli aşamaya ulaştığı için, bir hücrenin alınması embryoda herhangi bir hasara yol açmamaktadır.  Genetik olarak 13, 14, 15, 16, 17, 18, 21, 22, X ve Y kromozomlarını incelediğimizde, genetik düşük ve doğumsal kusurların % 90 nedenini incelemiş olmaktayız.  Örneğin Down Sendromu’nda 21 kromozomda ektra bir kromozom olması (trizomi 21) asıl nedendir. Anöploidi (herhangi bir anormal sayıdaki kromozom yapısı – azlık veya extra fazlalık) durumları kadın yaşı arttıkça dramatik olarak artmaktadır. Eğer PGS uygulaması yapılmazsa; anöploidi olan herhangi bir embryonun transferi, rahime tutunamama ve sonuçta gebeliğin olmaması veya gebelik olursa da düşük veya doğumsal kusurlarla sonuçlanacaktır.

PGS uygulaması, CVS  (Koryon villus örneklemesi veya biyopsisi) veya amniyosentez (Gebelik Takibi Bölümü’nde ayrıntısını bulabilirsiniz) yerine yaptığımız bir uygulama olarak görülmemelidir. CVS ve amniyosentezde artık oluşmuş olan bir anormalliği saptamak amaç iken, PGS ile genetik kökenli doğumsal kusurların başlangıçta engellenmesi amaçlanmaktadır.

PGS uygulamasını, en çok hangi durumlarda yaptığımıza gelince:

• Kadın yaşı 40 ve üstü ise ( Kadın yaşı 35-39 yaş arasında olan bazı hastalarımız da işlemi istemektedirler)

• Ciddi erkek faktörü (özellikle sperm almak için testiküler biyopsi yaptığımız azoospermi olguları)

• Tekrarlayan gebelik kayıpları (2 veya daha fazla genetik veya açıklanamayan gebelik kaybı durumu)

• Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları ( iyi kalite ve görünümde embryo transfer edilmesine rağmen 2 veya daha fazla tüp bebek başarısızlığı)

PGD (Preimplantasyon Genetik Tanı)’ nın ise, PGS’ den farklı bir kullanım alanı vardır. PGD ile tek gen hastalıkları dediğimiz, kişinin kromozomlarındaki genlerde olan mutasyonlar sonucu gelişen tek gen anormalliklerini taramaktayız. PGD ile taranma zorunluluğu olan hasta grubumuzu belirlersek:

• Önceden tek gen hastalığı olan çocuk doğurmuş olmak (Kistik Fibrozis, Tay

Sachs Hastalığı, Musküler Distrofi, Hemofili, Sickle cell – orak hücreli anemi vb)

• Eşlerin herhangi birinde yapılan taramalarda doğacak bebeğe geçme olasılığı olan tek gen hastalığı taşıyıcılığı saptanması

Bu arada yeni kullanıma giren ve giderek yaygınlaşmaya başlayan Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (CGH) – Kapsamlı Kromozom Taraması ve Array – Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (a-CGH)  teknolojilerinden kısaca bahsetmek istiyorum. Bu moleküler tekniklerle, standart PGD / PGS tekniklerindeki 9-10 çift kromozomun taranması yerine, tüm 23 çift kromozomdaki genetik anormallikleri artık tarayabilmekteyiz.

content01

CGH ile kromozomların hem sayısal hem de yapısal olarak incelenmesi mümkün olmakta, delesyon, translokasyon veya duplikasyon gibi anormallikler saptanabilmektedir. CGH de embryoların genetik taraması şu anki teknolojiye göre transfer edilmeleri gereken dönemden daha sonra bitirilebildiği için, genetik olarak normal embryolar dondurularak saklanmakta, en erken 1-2 ay sonra tekrar çözülerek rahime transfer edilmektedir. Oysa Array – Karşılaştırmalı Genomik Hibridizasyon (a-CGH) teknolojisi ile bu sorun aşılabilmektedir. a-CGH’ un işlem süresinin kısa olması (24-36 saat) en önemli avantajıdır. Artık biz bu yöntem sayesinde; sağlıklı embryoyu seçmekte, transferi yapılması gereken zamanda ve aynı tedavi döneminde yapabilmekteyiz.

 

Yeni Nesil Genetik Tarama - Dizileme dediğimiz Next Generation Sequencing (NGS) yöntemi ise, tüp bebek tedavisinde kullandığımız en son ve en gelişmiş preimplantasyon genetik tanı (PGD) yöntemidirNGS tekniği ile sadece embriyonun hücre çekirdek genetik yapısını değil, mitokondri dediğimiz ve sağlıklı bir gebelik için gerekli hücre organelindeki genetik şifreyi de inceliyoruz. Bu inceleme sonrası sağlıklı bulunan embriyoların transferi ile, gebelik oranlarında artışlar sağlanmaktadır. 

 

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Yorumlar   

#1 ayse yildiz 04-11-2014 10:20
Benim bi duşuk bi kalbi durdu bebeklrimin genetik araştrmasi istedi doktorumz bundada sekizinci kromozmun ikincisi dokuzuncunun ustune eklenmis bu nedemek ben sglkli bi bebek shbi olablrmym gunlrdir uyumuorum bi cevap vrirsenz cok mutlu olurum lutfen
Alıntı
#2 Dr. Muammer DOĞAN 04-11-2014 18:33
Alıntılandı ayse yildiz:
Benim bi duşuk bi kalbi durdu bebeklrimin genetik araştrmasi istedi doktorumz bundada sekizinci kromozmun ikincisi dokuzuncunun ustune eklenmis bu nedemek ben sglkli bi bebek shbi olablrmym gunlrdir uyumuorum bi cevap vrirsenz cok mutlu olurum lutfen

Sizde; bu konuda bizim gibi tecrübeli bir hekimin yönetiminde, preimplantasyon genetik tanının uygulandığı tüp bebek tedavisi yapılarak gebelik sağlanması gerekiyor.
Saygı ile.
Doç. Dr. Muammer Doğan
Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı
İzmir cad. 33/4 Kızılay-ANKARA
0 / 312 / 4198838 – 4198747
www.muammerdogan.com/
www.facebook.com/.../
twitter.com/drmuammerdogan
Alıntı