Günümüzde tüp bebek uygulamalarında başarı şansını arttırabilmek için, fazla sayıda oosit (yumurta) elde etme yoluna gidilmekte ve bu amaçla yapılan kontrollü ovaryan hiperstimülasyon (KOH) için gonadotropin dediğimiz yumurtlamayı arttıran ilaçlarla, çok sayıda yumurta geliştirmeye çalışılmaktadır. Bu durum ovaryan hiperstimülasyon sendromu (OHSS) riskini arttırır. Özellikle polikistik over sendromlu olgularda gonadotropin ilaçlarına aşırı yanıt ile, hasta yaşamını tehdit edebilecek potansiyelde (OHSS) gelişme riski çok yüksektir. İşte ilk kez bu PCOS olgularında uygulanmaya başlanan ve ilaç kullanılmadan tüp bebek tedavisi yapma olanağını veren IVM yöntemi ile, korkulan OHSS gelişmesi riski ortadan kaldırılmış oldu. İlk kez 1990 lı yılların sonlarında uygulamaya girmiş olan IVM yöntemi; hiç ilaç kullanmadan veya kısa süreli ilaç kullanımı sonrası geliştirilip toplanan olgunlaşmamış yumurtaların, dış ortamda (in-vitro) olgunlaştırıldıktan sonra (matürasyon), döllenerek transfer edilmesi esasına dayanır. Bu nedenle; halk arasında ”İlaçsız Tüp Bebek Tedavisi-Yumurtaların Laboratuar Ortamında Olgunlaştırılması” olarak anılmaktadır.

IVM uygulamalarında, ilaç kullanılmadığından bu ilaçlara bağlı kilo alma, sinirlilik, bulantı, şişkinlik, göğüslerde gerginlik, kusma gibi istenmeyen yan etkiler görülmez. İlaçların kullanılmaması tedavi maliyetini de düşürür. Bu avantajları olan IVM yönteminin dezavantajları da vardır. Rutin tüp bebek uygulamalarında elde edilen embryolar, IVM uygulamalarında laboratuarda olgunlaştırılmış yumurtalardan elde edilen embryolardan daha sağlıklıdırlar. Bunun birçok nedeni vardır. Bunları özetlersek;IVM işleminde rutin tüp bebek uygulamalarından daha farklı protokoller uygulanır. Kullanılan mediumlar sadece IVM yöntemine özgü olup, işlemi yapan merkezde hazırlanan, standardize edilmemiş ve potansiyel sorunları olan mediumlardır. Yine tüp bebek uygulamalarındaki yumurta toplanması (OPU) işlemi standardize edilmişse de, IVM uygulamalarındaki yumurta toplama işlemi yumurtalar henüz olgunlaşmadan yapıldığı için, daha özel ekipman, protokol ve tecrübeye gereksinim duyar. Standardize edilemeyen ve sürekli geliştirme arayışları içinde olan IVM uygulamalarında bu nedenlerden dolayı, gebelik oranları ilaç ile yapılan rutin tüp bebek tedavisindeki gebelik oranlarından daha azdır. Zaten IVM yönteminin yaygınlaşmaması da büyük olasılıkla bu nedenlerden dolayıdır. Yeni mediumların geliştirilmesiyle bu dezavantajın aşılacağı umulmaktadır.

IVM işleminin; daha önce başarısız tüp bebek uygulaması olan veya over-yumurtalık rezervi yetersiz olgularda kullanılması konusunda, son kararı verdirecek yeterli bilimsel bilgi hala birikmediğinden, bu hasta grubunda rutin uygulanması için henüz vakit erkendir. Kanserli olgularda tedavi amaçlı yapılan radyoterapi, kemoterapi uygulamaları nedeniyle kişinin over-yumurtalık dokusu hasar görebileceğinden, bu tedaviler öncesi yumurtalık dokusundan alınacak primordial follikül dediğimiz erken dönem yumurta hücrelerinin dondurularak saklanmasına yönelik de IVM yöntemi kullanılabilmektedir. Alınan doku örnekleri dondurularak saklanmakta ve hastaya gerekli tedavilerin uygulanması sonrası, dondurulmuş materyal çözülerek IVM işlemi ile olgunlaştırıldıktan sonra döllenebilmektedir. Çözme işlemi sonrasında istenilen yumurta kalitesine hala ulaşılamamış olduğundan, bu uygulamalar da rutine girmemiştir. Dolayısıyla IVM yöntemi günümüzde; sadece PCOS hasta grubunda klinikte rutin olarak kullanılmaktadır.

resim51

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile